Future in the Past - Geçmişte Gelecek

Perşembe, Mayıs 22, 2008 23:05

FUTURE IN THE PAST

GEÇMİŞTE GELECEK

Future in the past geçmişte gelecekle ilgili olayları anlatırken kullanılır. Türkçeye genellikle yapacaktı, edecekti, şeklinde tercüme edilir. Future in the past İngilizcede değişik şekillerde ifade edilebilmekle beraber en yaygın olarak; was / were / going to kalıbı kullanılır.


1. Structure: Yapı

I was going to sleep. Ben uyuyacaktım.
He
She
It
was O uyuyacaktı.
O uyuyacaktı.
O uyuyacaktı.
We
You
They
were Biz uyuyacaktık.
Siz uyuyacaktınız.
Onlar uyuyacaktı.

Olumsuz şekli

I was not going to sleep. Ben uyumayacaktım.
He
She
It
was O uyumayacaktı.
O uyumayacaktı.
O uyumayacaktı.
We
You
They
were Biz uyumayacaktık.
Siz uyumayacaktınız.
Onlar uyumayacaktı.

Soru şekli

Was I going to sleep. Ben uyuyacak mıydım?
Was he
she
it
O uyuyacak mıydı?
O uyuyacak mıydı?
O uyuyacak mıydı?
Were we
you
they
Biz uyuyacak mıydık?
Siz uyuyacak mıydınız?
Onlar uyuyacak mıydı?

Olumsuz soru şekli dah önce gördüğümüz past continuous tense’in soru şekline benzediği için şahıslar yerine sadece bir şahıs için örnek verelim.

Weren’t you going to sleep? Siz uyumayacak mıydınız?

Kısa cevaplar da yine past continuous tense’te olduğu gibidir.
Yes, I was.  No, I wasn’t. Yes, they were. No, they weren’t.

2. Usage: Kullanıldığı yerler

  • Future in the past geçmişten bahsederken bahsettiğimiz andan daha sonrası için yani geçmişte bahsettiğimiz ana göre gelecek ama şu ana göre geçmiş zamanda olan olayları anlatmak için kullanılır. Genellikle bahsedilen olayın daha sonra meydana gelip gelmediği anlaşılmaz.

I was going to meet Mr Smith. Mr Smith ile buluşacaktım.
They were going to come at 10 o’clock. Onlar saat 10′da geleceklerdi.
He was going to help us. O bize yardım edecekti.
She was going to resign. O istifa edecekti.

Yukarıdaki cümlelerden bu işlerin olup olmadığı anlaşılmamaktadır. Mesela birinci cümlede buluşma işi gerçekleşmiş veya gerçekleşmemiş olabilir. Ancak cümleden sonra “but” ile bağlanan bir cümle getirilirse cümlede bahsedilen işin meydana gelmediği anlaşılır.

I was going to call you but I forgot your telephone number. Seni arayacaktım ama telefon numaranı unuttum.

Bu cümleden aramadığım ( arayamadığım ) anlışılıyor.

He was going to get up early but he didn’t hear the alarm clock.
Erken kalkacaktı ama çalar saati duymadı.

They were going to play football but it started to rain. Onlar futbol oynayacaktı ama yağmur yağmaya başladı.

  • “Future in the past”ı anlamak için “was / were going to” yerine “would” da kullanılabilir.

Ancak yukarıda verilen örneklerde would kullanılmaz. Would ancak future in the past ın yan cümle olarak ( asıl cümleden sonra ) kullanıldığı cümlelerde ve geçmişte meydana gelen bir olayı hikaye ederken olması hemen hemen kesin olayları anlatmak için was / were going to yerine kullanılabilir.

Örnekler
He said he was going to come late.
He said he would come late. Geç geleceğini söyledi.

I was sure he was going to win the race.
I was sure he would win the race. Onun yarışı kazanacağından emindim.

I never dreamt they were going to invite me.
I never dreamt they would invite me. Onların beni davet edecekleri aklımın ucundan bile geçmezdi.

He thought I was going to leave him alone.
He thought I would leave him alone. Onu yalnız bırakacağımı sandı.

They boy entered the forest. He started to play with cones. He did not notice the sun set. He walked down the forest. Soon he would be lost. Çocuk ormana girdi. Kozalaklarla oynamaya başladı. Güneşin battığını farketmedi. Ormanın içine doğru yürüdü. Biraz sonra kaybolacaktı.

Would’un ilk bölümdeki örneklerde kullanılamayacağını bir daha hatırlatalım. Future in the past, was / were going to ve would dışında aşağıdaki kalıplarla da ifade edilebilir.

3. was / were about to


The refee looked at his watch. The match was about to start.
Hakem saatine baktı. Maç başlamak üzeriydi ( başlayacaktı).

I was about to leave the house when the phone rang. Telefon çaldığında evden ayrılmak üzereydim ( ayrılacaktım ).

The boy was just about to light a cigarette when his father came in. Babası içeri girdiğinde çocuk tam sigara yakmak üzereydi. ( Çocuk tam sigara yakacakken babası içeri girdi. )

4. On the point of

She was on the point of crying when you phoned. Sen telefon ettiğinde o ağlama noktasındaydı ( ağlamak üzereydi).

5. was / were to


I was to wash the car but it started to rain.
Arabayı yıkayacaktım ama yağmur yağmaya başladı.

6. was / were to have + verb

  • Bu kalıp kullanıldığında işin yapılmadığı anlaşılır.

I was to have changed the dress. Elbiseyi değiştirecektim.

Bu cümleden elbisenin değiştirilmediği anlaşılır.

She was to have washed the dishes.
O bulaşıkları yıkayacaktı.

Yazıya yorumunuzu eklyebilir veya sitenizden izleyebilirsiniz ----- You can leave a response, or trackback from your own site.

Yorumunuzu Ekleyebilirsiniz.