Future Tense - Gelecek Zaman

Cumartesi, Mayıs 10, 2008 15:27

FUTURE TENSE

GELECEK ZAMAN

1. Structure: Yapı

I
We
shall (’ll) go Gideceğim.
Gideceğiz.
You
They
Ali and Kemal
The children
He
She
It
Ahmet
Ayşe
The cat
will (’ll) Gideceksin(iz).
Gidecekler.
Ali ve Kemal gidecek.
Çocuklar gidecekler
Gidecek. (O erkek)
Gidecek. ( O kız )
Gidecek. ( O cansız veya hayvan)
Ahmet gidecek.
Ayşe gidecek.
Kedi gidecek.

Olumsuz yaparken

I
We
( shall not) ( shan’t) Gitmey / ecek / eceğim / eceğiz / eceksin(iz) / ecekler
You
They
He
She
It
will not ( won’t) go

Soru yaparken

Shall I
we
go? Gidecek / mi / miyim / miyiz / misin(iz) / ler mi?
Will you
they
he
she
it

Olumsuz soru yaparken

Will shall I
we
not shan’t I
we
Gitmeyecek / mi / miyim / miyiz / misin(iz) / ler mi?
you
they
he
she
it
won’t you
they go?
he
she
it

Kısa cevaplar
Yes, I will.
No, I won’t.
şeklindedir.

2. Usage: Gelecek Zaman “Future Tense”sin Kullanıldığı yerler

Her şeyden evvel şunu belirtmek lazım. Olumlu cümleler için geçerli olmak şartıyla sadece birinci şahıs için ayrı bir hususiyet taşıyan bir kullanım vardır. Bu kullanım yanlış anlaşılmalara maruz kalmaktadır.

Bu kullanım biçiminde daima yardımcı fiil olarak sadece will kullanılır, shall kullanılmaz.

Bu kullanımda “will” in diğer şahıslar için kullanıldığına pek rastlanmaz. Ama olumsuz şekli olan won’t birinci şahıs ( I ) a ilaveten diğer şahıslar ile kullanılabilir ve bu olumsuz halin verdiği mana olumlu halin verdiğine ilaveten reddetme, inat etme, diretme gibi durumları ifade eder.

Bu kullanım şeklini ekseriyetle konuşma anında verilen kararları ifade etmek için kullanırız. Bu kullanım Türkçeye yapacağım, edeceğim, çalışmayacak gibi değil de, yapayım, edeyim, çalışmıyor veya çalışmaz diye çevrilir.
Örnekler incelendiğinde daha iyi anlaşılacaktır.

Somebody is knocking at the door. I’ll answer it. Biri kapıya vuruyor. Bakayım şuna.
A: Have you read this book? It’s wonderful. Bu kitabı okudun mu? Harikadır.
B: Oh, is it? I’ll read it then. Öyle mi? Okuyayım öyleyse.

You can’t carry the table. I’ll help you. - Masayı taşıyamazsın. Yardım edeyim.
I’ll write to you as soon as I get there. - Oraya varır varmaz sana yazarım.

Bu cümlelerde görüldüğü gibi hemen konuşma anında verilen kararlar vardır. Türkçeleri incelendiği zaman mesele daha iyi anlaşılacaktır.

A: I want to tell you something. But is secret. Sana birşey söylemek istiyorum. Fakat sırdır.
B: I see I won’t tell anybody. I promise. Anlıyorum. Kimseye söylemem. Söz veriyorum.

The patient won’t eat. Hasta yemiyor, yemem diyor, diretiyor.

Asıl gelecek zaman diyebileceğimiz yani yapacak, edecek gibi durumları ifade etmekte will ya da shall kullanılır.

Burada herhangi bir niyet yoktur. Gelecekte olacak bazı şartların yol açacağı sıradan gelecek zamanların anlatılmasında kullanılmaktadır.

Ancak shall son zamanlarda kullanımdan düşmüştür ve yerini bütün şahıslar için “will” e bırakmıştır. Sadece resmi yazışmalarda kullanımı vardır.

Biz bu durumlarda shall i kullanmayı tavsiye etmiyoruz. Shall i ileride izah etmekte fayda görüyoruz.

Konuşma dilinde “will ve shall” in kısaltılmış hali olan ( ‘ll ) kullanarak kendimizi garantiye almakta fayda vardır.

I will be a mother. Anne olacağım.
Summer will come again. Yaz yine gelecek.
Will I see that man in your factory? Fabrikanızdaki o adamı görecek miyim?
They will live in the same city? Aynı şekilde oturacaklar.

Bu cümlelerden anlaşılması gereken, gelecekteki olayların akışı anlatılan şeylerin olmasına yol açacağıdır. Hiçbir niyet ya da tahmin söz konusu değildir.

Fakat “will” in kullanıldığı cümlelerin bazan niyet mi yoksa sıradan bir gelecek zaman mı olduğu karışabilir. Bu durumda Future Continuous tercih edilir.

Şu cümleye bakalım:
I will study English next year. Gelecek yıl İngilizce okuyacağım.
Bu cümleden ( İngilizce öğrenmeye niyet ettiğini ) mi yoksa ( Okulda programın gereği olarak İngilizce öğreneceğini ) mi anlayacağız.

Bu cümleden her ikisi de anlaşılabilir. Bu durumda eğer anlatılmak istenen ikinci ise yani ( Okul programının gereği olarak İngilizce öğrenecek ) se Future Continuous ile söylemek daha doğru olur.

I will be studying English next year. Gelecek yıl İngilizce okuyor olacağım.

Gelecekte olan olaylar hakkında tahminde bulunma, zannetme, ümit etme, emin olma, endişe etme gibi durumlarda da Future Tense kullanılır.

Bu maddeye “if, when, as soon as, while” gibi bağlaçlarla söylenen cümleleri de dahil etmekte fayda var.

I’m sure they’ll help me. Eminim bana yardım edecekler.
He’ll probably pass his class. Muhtemelen sınıfını geçecek.
Perhaps she’ll talk to me. Belkide benimle konuşacak.
I think I’ll win. Sanırım kazanacağım.

Bu cümlelerden anlaşılması gereken sadece cümleyi söyleyenin hislerine tercüman oluşudur. İşaret ve belirtiler aramamak lazım.

Burada hissiyatı anlatan kelimelerden birkaçı şunlardır:
think, know, doubt, suppose, afraid, surely, possibly etc.

Present Continuous anlatırken geleceğe ait kesinlik kazanmış ayarlamalar yapılmış, söz verilmiş gelecek zamana ait olayların bu zaman yani Present Coninuous ile anlatıldığını söylemiştik.

Ve yine aynı konuda, insanın elinde olmayan, iradesinin dışında gerçekleşen, hissiyat, duygu, düşünce, mantık gibi gönül ve kafa ile gerçekleştirilen continuous olarak kullanılmadığını söylemiştik.

İşte bu fiiller kullanılarak Present Continuous gelecek zaman için kullanıldığında ve yine aynı fiiller ile Future Continuous’lu cümlelerin kurulması icap ettiğinde bu iki zaman kullanılmaz ve bunların yerine Future Tense kullanılır.
Dolayısıyla

They are knowing my secret tomorrow
veya
They will be knowing my secret tomorrom
cümlelerini söyleyemiyoruz.

Bunların yerine
They will know my screet tomorrow. Yarın sırrımı biliyorlar veya bilecekler.

Şeklinde söyleriz.

Radyo, televizyon veya gazete gibi kitle iletişim araclarında resmi makamlara ait geleceğe dönük programlar haber olarak söylenirken yine Future Tense kullanılır.

The Minister of Education will open a new school in Kadıköy tomorrow, and he will have lunch with local people. Milli Eğetim bakanı yarın Kadıköy’de yeni bir okul açacak ve yöre halkıyla öyle yemeği yiyecek.

3. Difference between going to and will : Going to ile will arasındaki fark

Going to ve will in her ikisi de gelecek zaman için kullanılır.

Ancak going to önceden kararlaştırılmış veya olmasına kesin gözüyle bakılan işler için kullanılır.
Will ise konuşma anında, o anda karar verilen işleri anlatmada kullanılır. Bunu bir örnekle açıklayalım.

Adam radyoyu tamir ederken kızı yanına geliyor ve şöyle diyor:
Dad, can you help me with my homework? Baba, ödevime yardım edebilir misin?
No, I can’t. I am busy now. I will help you in the afternoon. Hayır edemem. Şimdi meşgulüm. Sana öğle sonu yardım edeyim.

Burada adam yardım etmeye o anda karar verdiği için will kullanıyor.
Az sonra bu kez oğlu gelip şöyle diyor:

Dad, can you repair my bicycle this afternoon? Baba, bu öğle sonu bisikletimi tamir edebilir misin?
No, I can’t. I am going to help Mary this afternoon. I’ll repair your bicycle tomorrom. Hayır edemem. Bu öğle sonu Mary’ye yardım edeceğim. Bisikletini yarın tamir edeyim.

Burada adam ilk cümlede going to kullanıyor çünkü kızına yardım etme kararını daha önce vermişti.

İkinci cümlede will kullanıyor çünkü oğluna yardım etme kararını o anda veriyor.

Yazıya yorumunuzu eklyebilir veya sitenizden izleyebilirsiniz ----- You can leave a response, or trackback from your own site.

“Future Tense - Gelecek Zaman” konusuna Bir Yorum Var

  1. akın demiş ki:

    Tarih: Ekim 13th, 2008 Saat: 21:43

    bu siteye daha fazla katkı yapılmalıdır

Yorumunuzu Ekleyebilirsiniz.